MEDENİYET EN BÜYÜK DARBEYİ AŞK'A ve KADINA nihayetinde İNSAN - AKIL TAHTINA OTURMAYAN,AKILLIYA TAHT OLUR. - Blogcu




AKIL TAHTINA OTURMAYAN,AKILLIYA TAHT OLUR.

18/6/2009 - MEDENİYET EN BÜYÜK DARBEYİ AŞK'A ve KADINA nihayetinde İNSAN

Kategori: FELSEFE






Güneşsiz bitkiler büyüttünüz...
Şimdi yapraklarından kaçıyorsunuz..
Mülk oldunuz azizim...
Şimdi kendinizi karalıyor,kendinizi aklıyorsunuz...
Kötülüklerinizi temizleyemedi şiir, kurban olmaktan kurtulamadı filozof...
Birbirinizi yiye durun...
Hala birşey kaldı ise eğer...
Kendini aklama sanatıdır bazen bilgelik.Kendini affetme çabasıdır.Bilir misin insanlar birbirilerini sevdiklerini söylerler,ama çok azı sever.İnsanlar birbirlerini sevmek isterler ancak yığınlar vardır önlerinde birleşemezler,içgüdüler kayma yapar her ne kadar birbirlerini çekiyor olsalarda filozof'un dediği gibi sadece üreme isteği veya soyunun en iyisini yeniden üretme,kendini çoğaltmak demek değildir aşk.Duygusuzca üreyebilir ama,dünyasını tüketir insan.Mutsuzdurlar.
Çok görmez miyiz dramları izlemez miyiz.Büyük bir yanılgı uğruna açmak üzere olan çiçeklerin dallarından nasıl koparıldığını,ne kadar mutsuzluk olduğunu ve acı gözyaşları aktığını gözlerden,doğan güneşi görmemesi için körpe yüreklerin, nasıl ışığın önünde durduklarını insanların.Ve her iki cinsi de nasıl  körelttiğini,intiharlara,cinayetlere,suçlara sevkettiğini.
Salt üremek ya da sadece tek bir cins'in egemenliği altında değildir ,tek bir cinse özgü türsel bir özellik ya da tek bir cins'e özgü özel bir içgüdü değildir aşk.
Günümüz toplumlarında  en ileri olduğunu iddia eden kültürlerde dahi sorundur aşk.
İlkel komün topluluklarına  dönülür  işin aslı araştırıldığında kadın erkek arasındaki  iş bölümünün o devirlerden kalma ve doğanın insana bahşettiği bir özellik olduğu düşünülür.O dönemlerde dahi karakter,kişilik vardı insanlar kendi birlikteliklerini ve türlerini sürdürebilmek için kendisine uygun olanı seçmekte idi.Bu türün belli bireyleri arasında bir çekim her zaman olmuştur.Bu dönemlerde aslında kadınlarda erkeklerle birlikte savaşmakta ava çıkmakta ve grup faaliyetlerinde ortak hareket etmekteydiler.Ancak kadınların yavrulaması ve insan yavrusunun diğer türlerden daha fazla bakıma muhtaç olması bu dönemde onların bakımını üstlenmesini sağlamış idi.Zamanla mülkiyet ile birlikte kadınlar özellikle sıkı bir kontrol altına girdiler.Mülk oldular.Ancak sahip olan da olunan da bir nevi mülke dönüştü.Tarih süreci toplumun bireylerini böyle köleleştirdi.Uzmanlar kadın der ama aslında ben insanlar derim.Çünkü bu suni kurallara uyulması sonucu bir anlamda iki cins'inde beyni alınmış ve yeni ve farklı bir köle düzeni gelişmiştir.Kurallar her iki cinsin davranışlarından ,sözlerine varana kadar ayrım yapılacak şekilde düşünülmüştür.Burada kadın her türlü erkekten aciz durumdadır.Hakları kısıtlanmıştır.Ancak her iki cinsin bilincinin alındığını söylememe sebep bugün geçerli olan kuralların yarın uyandığınızda sizin aleyhinize olabileceği ihtimalidir.Bilimsel açıdan kadınla erkeğin gerek ırksal karakterleri ,an'sal yapısı arasında hiç bir fark yoktur.Tamamı ile otoritenin uydurduğu suni kurallara uydurulmaları sonucunda gelişmiştir kadın-erkek ilişkisi.Kadın erkekten farklı olarak daha fazla güdülmeye müsait ,aciz bir meta durumuna düştü.Erkekten farklı olarak yasaklı,gizli kapaklı,kapalı utanç içerisinde ve kendisini sağlıksız utançların içerisine iten ,yaşabildiği sürece hayallerin ve intiharların içerisine sürüklenen bir varlığa dönüştürüldü..Ne ise yükselen erkek egemenliğinin altında zamanla bir de kandırma edebiyetı gelişti zamanla.Önce onlara yer vermek,çiçeğe ,kuşa,güle benzetmek vd vd..Zamanla insanlar bu düzene öyle bir inandırıldılar ki başlarını kaldıramaz oldular.Bir tanıdığım bütün bunların şarlatanlıktan öte gitmediğinin farkında olduğundan olacak otobüste erkeklere yer verir,kendisine yer verildiği zaman kabul etmez,kapıdan önce kadınların geçmesi için lutfeden varlıkların olduğu yerde bu samimiyetsizliklerinden ötürü en arkada girmeye gayret eder.

Sonuç daha önce dediğim gibi önceleri erkeklerin işine gelen ancak vahim sonuçlarını zamanla izlediğimiz bir bölünme oldu.
Bugün yine her insan her kesimden insan sevgide aşkta sınır tanımaz.Ancak birçok zorunlu kılınan ilişkide erkek bedenen bozulmuş(ilan edilse de),kadın zihnen değişime uğramış ve acılar içerisinde yaşamak zorunda kalmıştır..Uygarlık ,sağlıklı toplum yaşamı bu değildir. Uygarlık bir yaparken iki yıkmak değildir..
Bakın bir basit örnek vereyim din adına;
Din, bir eş öldükten sonra kadına üç ay süre verir.Ancak bir çok kadın çevre ,aile baskısı ile ömür boyu yapayalnız yaşamak zorunda kalır. Darbe aşk'a ,cinselliğedir.
Din ,kadını,onlara  baskı yapan 'boş ol' cümlesi ile boşayan erkeklerin hinliğinden korumak için üçüncü boşamada kadına bir başka nikahı şart koşar ancak insan değil mi bir sahtekarlıkta bunun için bulmuştur.
Din, kadına boşanma hakkı verir,toplum taşa tutar.
Din dilediğini alma hakkı verir toplum vermez..
Din,zina eden kadına yüz sopa verir  ,sonra ise recm eklenmiştir aslında recm diye bir cezası yoktur.
Din öldürmeyeceksin,dedikodu yapmayacaksın,fitne sokmayacaksın,çalmayacaksın,yalan söylemeyeceksin Allah'ın verdiği canı almayacaksın der insanlar birbirini kırar geçirir.İsraf etmeyeceksin der toplum böyle demez..
Şimdi bu toplumun nesine itaat edeceksin..
Nesine saygı duyacaksın..
Bir başkası ağabeyine p.....k diyecek diye kendi canına kanına doğurduğu evlada sırf toplum için kıyan insanlar..
Bunun için demiştim bir kere bir delikanlıya kızkardeşini niçin dövecek veya öldüreceksin oğlum unutma,üç gün namuslu olacaksın dördüncü gün kendine kıydı salak diyecekler bu insanlar için mi yapacaksın bunu...

İnsan katı ve tanrı katı ,insan görüşü ve tanrı görüşü,insanın emri ve tanrı'nın emri..
İnsanın katında katli vacip iki aşık tanrı katında sadece birbirine ait iki varlıktır.Birbirine ait olması gereken iki varlıktır.

Medeniyetin en büyük darbesi aşk'a inmiştir .Ancak öylesine güçlü ve özgürdür
Öyle kural tanımazdır ki bir türlü yenememiştir...
Öyle ya da böyle insan onu acı çekse bile acısıyla sevmiştir...


AŞK...


Gece ve yıldızlar gülümsüyor adalardan aşk'a taraf.Balıkçıların sesleri karışıyor yürüyüşe çıkmış anne babaların,sevgililerin ve koşuşturan çocukların seslerine ,deniz yine kokunu hatırlatırcasına insanın üzerine üzerine geliyor.İçerisinden çıkıp gelen bir silüet,tıpkı sana benziyor bütün derdini unutuyor sanki insan diyeceğim ama,daha da hüzünleniyorum..Yoksun...Etrafımı incelemeye koyuldum...
Kitabımı göğsüme bastırdım.Bir çift gözün sahil turu başladı...

''Bilir misin hiç bir roman ben gibi yazamadı seni.
Hiç bir şairin sen anlatamadığı gibi...''

İki insan görüyorum kayaların üzerine oturmuşlar,birbirlerine sarılmışlar,gelen bakar giden bakar.Elleri birbirlerini hiç bırakmak istemiyor gibi bir eda ile tutunmuş birbirine.Dünyayı gözleri görmüyor gibi bir halleri var,bir özlemin yansıması yüzüme vuran ,yüzlerinde mutluluk ifaesi var,dünya o an orada dönüyor,güneş o an'da orada gülümsüyor,martı onlar için uçuyor,biliyorum...

''Bilirmisin hiç bir martı ben gibi uçamadı seni,
Hiçbir yunusun sen yüzemediği gibi...''

Başımı biraz döndürdüğümde yine bir çift görüyorum sahil boyunca bir o yana bir bu yana zıplıyor birisi,bu kız olan koşuyor koşuyor geri dönüp boynuna sarılıyor.Fazla insan yok,tenha denilebilir hatta bir çığlık yükseliyor derinlerden ,gülüyorum...
''Seni seviyoruuuummmm '' ve yine sarılıyorlar birbirlerine öpüyorlar birbirlerini işte aşk bu diyorum...Dünyanın en güzel şarkısı melodisi gibi gelse de..

''Bilir misin hiç bir ses ben gibi şakımadı seni
Hiç bir bestenin,hiç bir sonadın sen çalamadığı gibi...

Bir mavi bakış attım gözlerine.Sanki,sanki deniz yansıdı gözüme.Ellerin dokunulmamuş kitap mis'ali ..Yüreğin öylesine yumuşak .Pamuktan mes'el sevgili'm ..Öyle bir değdi ki yüreğime ...Değiş o değiş .Anla işte...
Kelimeler tükendi şiire .Katledilmiş aşk'ın kör tohumları serpiliyor üzerime canıma okuyor bugünlerde,gecelerime kastediyor,aklıma kastediyor..Sarışını,esmeri,kapalısı,açığı,komünisti,faşisti,nihilisti,hümanisti..Ne kadar az'mış ..Ne kadar az'mışım .Kendinden sor beni.. Ama en iyi hasret'in anlatacaktır sensizliğimi .Ağlıyorum yapabildiklerime değil değil sevgi'me de
yapamadıklarıma ağlıyorum yapamayacaklarıma ve bu biricik ve mutlu ve
senin olması gereken hayatta bir daha...
kimsenin senin için ben gibi yapamayacaklarına a ğlıyorum
..

''Aşk'ın hastalık sayılmasının tek nedeni var.Hastalıklı toplumun,hasta insanları arasında yaşanmasıdır.Yapay bir hastalıktır bu.Onlar normal olduklarını düşünüyorlar.Asıl budur feci olan.Ben seni bu hastalıkla mücadele edecek kadar güçlü seviyorum.Ve o kadar deli gibi..'' 
Diyebilir mi sevginiz...
Başka türlü başedemezsiniz..

gülüyorum azizim,gülüyorum...
Bir idealiniz  ne bir derdiniz yok,düşmanınız da yok aynada gördüğünüzden başka...
 
akheneton..

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2009-07-03 00:04:42 - selam

Yazan: sahmat000
çoook doğru.
ama hala benim umudum var...
aşk adına da
kendi adıma da

------------------------------------------------------------------------------------------

Oy oy oy gençleri görmek ne kadar güzel ne kadar hoş..

Hoşgeldin..


Düzenleyen akheneton gün: 3/7/2009 saat: 12:36
Bağlantı

2009-06-25 01:31:36 - merhaba...

Yazan: hikayelerdirgeriyekalan
aşk dan önceki yazıya karşın yorumum...isterdimki böylesine derin konuları birebir soru-cevap niteliğinde yapabilelim:))tek kelimeyle diyebilirimki,havva anamızın cennetten kovulma nedeni olan elma meselesi...hah işte tam o andan bu güne tartışa gelen kadın-erkek meselesi...tek farkımız fiziksel güç diger konulardaki sürtüşme kişiye bağlar insan olabilmek ki yazında da dile getiriyorsun akabinde değişime uğrayan nesil farklılığı her nesil kendi devrini yaşar ama insani değerleri taşıyabiliyorsan insan her devirde de insandır...

aşk konusuna yorumum...
''Aşk'ın hastalık sayılmasının tek nedeni var.Hastalıklı toplumun,hasta insanları arasında yaşanmasıdır.Yapay bir hastalıktır bu.Onlar normal olduklarını düşünüyorlar.Asıl budur feci olan.Ben seni bu hastalıkla mücadele edecek kadar güçlü seviyorum.Ve o kadar deli gibi..''
Diyebilir mi sevginiz...
Başka türlü başedemezsiniz..

gülüyorum azizim,gülüyorum...
Bir idealiniz ne bir derdiniz yok,düşmanınız da yok aynada gördüğünüzden başka...
keşke bu yazıyı çok önceden okumuş olsaydım da gönderseydim:))birisine birisine...hoş çakala:))
galiba teşekkür etmem gerekiyor ettim gitti:))sevgi ile

------------------------------------------------------------------------------------

Hoşgeldin....
Rica ederim....
sevgiler

Düzenleyen akheneton gün: 25/6/2009 saat: 11:48
Bağlantı

2009-06-23 19:55:25 - ....

Yazan: amozonik
Bazı kavramların değeri o kavrama hayat veren bireyin değeri ile ölçülür.

------------------------------------------------------------------------------------

Gerçek bir aşk ile istemediğin bir şeyi ya hiç elde edemezsin
ya da çok geçmeden kaybedersin.
bir de..

''Sevdiğim benim,bende onunum.''demiş üstâd.




Düzenleyen akheneton gün: 24/6/2009 saat: 10:43
Bağlantı

2009-06-19 16:30:15 - İfade

Yazan: oyumben
Bir tutku ancak bu kadar güzel ifade edilebilir.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------

Tutkuların en büyük kötülüğü, neden oldukları acılarda değil, fakat YANILGILARDA, tutkuların insanlara yaptırdığı ve onları alçalttığı rezilliklerdedir. Tutkuların bu sakıncaları olmasaydı, 'mutlulukta hiç payı olmayanDUYGUSUZ AKIL'DAN '' çok üstün olurlardı.

Tutkular insanı "yaşatır", akıllılık ise sadece onun varlığını "sürdürür".

Nicolas Chamfort


Düzenleyen akheneton gün: 19/6/2009 saat: 18:55
Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Son Yazılarım

Kategoriler