AKHESEL ISINMA - AKIL TAHTINA OTURMAYAN,AKILLIYA TAHT OLUR. - Blogcu




AKIL TAHTINA OTURMAYAN,AKILLIYA TAHT OLUR.

13/6/2009 - AKHESEL ISINMA

Kategori: FELSEFE

artworklarge1627PEREZ-FLAMENCO20DAN.jpg image by cuneytguven

Gözler yine akmak isteyen yaşlarla doludur geçtiğine sevindiğin bir günün sonunda kendinle başbaşa kaldığında.Bütün insanlar delidir,o halde bütün aynaları kırmalı ve kapanmalı demiş usta ya kendini kapatmak,kendine kapanmak nasıl olacak ya, eğer yaşadıkları insanın yansıttığıysa.!Kendini kontrol edip etmemek arasında gidip gelen bir kaygıdan yaşamayı unutur,yaşamayı özler insan.Duygu karmaşalarının birbirine benzeyen benzemeyen hayaletlerinin içerisinde bir hayat yol yürümesi için otur/kalk derler ödüllendirirler,cezalandırırlar insanı ,geçmişin cezadan başını kaldıramamışları.Cezalarını böyle çeker çektirirler...
Dışarıdan demirden bir kuşun sesi geliyor,ağır bir kanat sesi yüreğime dokunan,özlemimin saçlarını çekiştiriyor kanat vuruşları.Üç kartanesi dökülüyor avuçlarıma,üç küçük kartanesi ve hiç erimeyen kar soğukları arasında donuyorum sanki.Kimine kardelen olmayı öğütlemiş hayat,özlem dağlarının doruklarında kardelen olmayı başarabilirsen evlât orada gördüğün yüzü affedebilecek kadar büyümüş olacaksın belki...
Bir yanda ruhu sarıp sarmalamış bir aşk,yani hayatın içine aşk karışana kadar diyorum...
Ölüm ,içerine saf aşk karışana kadardır.
O zaman anlarsınız ancak...
Eğer şanslılardan isen..Kat kat özlem sarmalar/sada ruhunu,gülümsediğin çiçekler anlattığın ağaçlar en iyi anlayanlardır seni.Bir hayat dolusu özlem yürür ayaklar yine de özlediklerine kavuşamadın da yolun sonunda eline tahta bir kukla ile bir sen çıktın karşına dokundun orana burana,yolun sonunda kendine kavuştuğunda ,özlemeyi de unutmuştun.
Merhaba zavallı..

Şaşkındır,şaşkınların şaşkınlığına gülmektedir bugünlerde hayat, insan denen mahlûkat,hayat'ın 'kardeşim' dediği yaşam'a adını hoşlantı dediği bir yalanla musallat...!Yaşam ihanet eder mi hayat'a,uyar mı insan'a ..bilinmez..

Tanrı seni  ''sevmek''için yaratmış.
Bildiğin şeyi unutman ve hatırlamaya çalışman ne acı..

İnsanlar geleceklerini görmüş olsalardı şu an'ın bir gelecek olduğunu ve şu an'ın bir geçmiş olduğunu farkederlerdi.Şu an'ın zihinimzdeki tasavvuru ve dış dünya ile diyalektiği sonucunda yaşanan somut gerçeklerin her an değişebileceğini ve bunun kendi ellerinde olduğunu bilirlerdi.İnsanlar görse idi dış dünyadan etkilendikleri kadar etkileme güçleri olduğunu bilirlerdi.Ancak insanoğlu bireysel faaliyetlerinde isteklerini gerçekleştirme noktasında  öylesine edilgen bir tutum içerisindedir ki kendisi için gerçekleştireceği ya da kendisini gerçekleştireceği ve isteyerek gerçekleştireceği,mutlu olacağı  her eylem için gösterilen çabada  digerleri ile girdiği iletişimin sonuçlarına varmak istediği hedeften daha fazla ehemmiyet verdiği için mutsuz olmaktadır...

''Madde ile hayaller kuran ,evlenmek isteyen, evlenmiş bir insanın metresi olmayı kabul ediyorsanız,ya maddeyi seveceksiniz,ya çekip gideceksiniz...İlk eş madde ise o size karşı daima kazanır.Çünkü madde, her yönüyle cilveli,işveli,cazip,uğruna çok şey yapılabilecek ve yapılan bir eştir...Önce güzel hayallerinize ulaşır işe buradan başlar,sonra enerjinizi,zamanınızı,hayatınızı ,mutluluğunuzu,en sonunda ise herşeyinizi alır ve sizi ömrünüzün son günlerinde bir enkaz gibi bırakır.. Kişi ulaşamıyorsa peşinden gidecektir sürekli aldatılırsınız,ulaştığında kaybetmek istemeyecektir ikinci plana düşersiniz,tamamı ile elde ettiğinde ise sizi görmeyecektir,tükenirsiniz.......''

akheneton



EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2009-06-16 21:19:47 - Çocuk..

Yazan: amozonik

Bugün
yine çok düşündüm..
Bir küçük çocuğun
bir küçük çöp toplayan çocuğun
minik elleri ile avundum
ellerimin ne kadar çirkin olduğu
dikkatimi çekti birden
ne kadar çirkin ve kocamandılar
onca bakımına rağmen
Çirkin ve kocaman
O çocuğun ellerinde ne kadar temiz
bir çocukluk vardı...
Ne kadar çocuktan bir güç..
Çocuktan bir gücün altında
ne kadar güçsüz olduğumu hissettim
önce ellerimle sevdim onu
sonra yirmibeş kuruşa sevindirdim
Çok sevindi
dondurmanın
bütün çocukların ellerine yakıştığını
o an farkettim
ama ona en çok...

Düşündüm çocuk çocuk üstüne de birden
boncuklarla işlenmiş bir İran eteği
giymiştim bir seferinde
küçük bir kız çocuğu
anne dedi anne
''bu abla prenses mi
anne prenses gördüm''
Güldü babası ve annesi
yer deniz müzesi...
Gözlerimde canlandı tekrar
Birden o çocuğun güzelliği
ve gerçek bir prenses ve
ne kadar asil oluşu...

Aklıma yine bir genç kız geldi
ve sevgilisini ne kadar sevdiği
O'na herkese anlatmamasını
öğütlemiştim başta
yok dedi önceleri
geçmedi beş dakika
anlattı ne varsa ne yoksa
ne sevgilisi kaldı ne ailesi
Güldüm en sonunda
dedim sana ne dedim
söylesene ben kimim
Güldü bana...
o an o genç kıza baktım
ve dinlediğim diğerleri geldi aklıma
gençlerin ne kadar temiz yürekli olduklarını
ne kadar dinlenmek istediklerini
çözülmek istediklerini
büyümek istediklerini
gözlerinde ne kadar büyük bir güven vardı
Onların o güvenini gördükçe
Onların güvenlerini sarsanların...
Ya...
Ne kadar kötü büyüklerdik biz..
bir dinleseniz..

Annem dövecek beni birgün
benim bu tinerci sevdam bildiğiniz
korkarlar kaçarlar
kızım der kızım birgün
başına bir iş açacaksın...
tinerci iki çocuğu düşündüm yine
bir gece saat 21.30 suları
ikisi ve bir başkasının annesi
anne çocuğumdan uzak durun diye
yolun ortasında bağrınır
Az durdum ilgimi çekti
pek sevdiğim birşeydi..
Dedim kadın sen haklısın
ama şimdi çocuğunu al ve eve git ister isen
konuş onunla öğren derdi nedir
çocuklar dedim korkuyorum
ev bayağı yukarda yol ıssız
beni eve kadar bir götürüverin
hem de sohbet ederiz..
tabii ki abla dediler..
dedim nedir derdiniz..
benden çekinmeyiniz..
birbirlerinin üzerine attılar çocuğu suçladılar
ve annesine saldırdılar sözle
dedim bakın tıpkı sizin anneniz..
Sonra ikisi birbirlerini suçlamaya başladılar
o ona söylüyor böyledir
öteki ona gülmeye başladım...
dedim anlatın bakalım
nerededir aileniz nedir eğitiminiz..
ama önce bir sigarada bana verin..
Anlattılar bir nefret bir kin bir sevgisizlik
İki ayrı dram...
dedim şimdi ben anlatayım siz dinleyiniz..
ben anlattıkça ne sinir kaldı ne kin..
iki yere eğik baştı en son hatırladığım...
güldüler dediler abla teşekkür ederiz..
Özür diledim içimden..
dedim bu halleriniz sizlerin yapabileceklerinizi
bilmeyişimizden
dilinizi bilmeyişimizden..
ya da işimize öyle geldiğinden...
eve kadar getirdiler beni...
Ne demek abla dediler.
Bizlerin beynin hepten uyuşuk olduğunu
düşündürdüler bana yine o gün..


Düşündüm de bizler hep çocuk olmak ...
Ama hep çok büyük olmak isteriz...

ne çocuk olmayı ne de büyük olmayı
bir türlü beceremeyiz..

Düşündüm de bizler hep çocuk olmak ...
Ama çocukluğumuzda ise hep büyümek isteriz.

Bağlantı

2009-06-14 22:59:50 - ...

Yazan: amozonik
''hayat size gebe iken aynı anda yaşam da size gebedir.Ve boşluğa doğurduğunda hayat ,yaşama ve kaosa gebe kalırsınız.''

melike
Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Son Yazılarım

Kategoriler